27 Mayıs 2009 Çarşamba

giriş-gelişme-sonuç

void (00:20):
*He-Gay
*Am I Deejay?

stuck (00:21):
*then fuck the p.j (harvey)

void (00:21):
*Nassın gözüm?
*Delüğanlı
*Soğanlıdan selam ederim.. Garaj altı feat. South Kurda

stuck (00:22):
*ahaha
*eyvallah koçero
*soğanlıda ne işin var

void (00:22):
*Soğan lazım oldu
*Dedim orada soğan çoktur şimdi
*1 de çuval alayım dedim
*Çuvalcıya gittim, baldızına batırdım
*Baldız kendinden geçince koyverdi bağırdı
*Hoppp.. Enişte damladı
*bıçakladım ibneyi
*Bunu gören kayınço geldi bana iş teklif etti
*oturduk onu konuştuk.. 1 tasarım işi dedi
*iyi dedim.. artık temiz 1 sayfa lazım bana da
*Yaptım işi.. Sonra pezevenk kızdırdı beni, onu da bıçakladım. İngilizcesini de yapacaktık sitenin
*çeviriyi de o yapacaktı
*ibne meftah olunca iş bana kaldı.
*Bu yüzden sana işim düştü galiba
*ahahahahah

stuck (00:23):
*ahahaha
*performansın için çeviriyi yapacağım söz!
*ehheha

5 Mayıs 2009 Salı

tahayyül

bugün sırası değil.

4 Aralık 2008 Perşembe

bak bir yıldız daha kaydı

- bir adet hobim vardı.
- eee?
- artık hobim yok.
- nasıl yani?
- dün vardı bugün yok. işte bu kadar.
- başka bir hobi bulursun ne olacak?
- sanmam. bir arkadaşımı kaybetmiş kadar oldum hobimi kaybedince.
- zaten arkadaşlar hep kıçlarına tekme basılmak için değil midir?
- öyledir ama bu ete kemiğe bürünmüş bir nesne değil ki tekme basabileyim. hem sonra, neyse ya... burada kendimi sana afişe etmemin bir anlamı yok. anlasan bile sen ikame edecek durumda değilsin. ikame etmenin de anlamı yok zaten.
- peki o zaman sen bilirsin. sen gidip kendine günlük hayattan kaçabileceğin bir hobi edinmedikten sonra ben burada kendimi paralayacak değilim. hem sonra, ben zaten yokum. sen kiminle konuştuğunu sanıyorsun. derdini anlatabilecek ete kemiğe bürünmüş bir yaratık mı? defol git başımdan. ya da def et de gideyim başından.
- hadi git. tutmuyorum seni zaten. kafama nasıl üşüştüğünü bile bilmiyorum. son kullanma tarihin geçmeden geri dönme hakkına da sahipsin. ben rahat bir adamım biliyorsun.
- aslında o kadar da rahat değilsin sanırım. "undo" hakkımı elime verdiğinden ötürü böyle düşündüm. ikinci ve üçüncü kişiler arasında çok çalkalanıp duruyorsun. bu kadar esnek olma. bazı hareketlerini geri alma.
- bana nasihat mi veriyorsun?
- arkadaş tavsiyesi demeyi tercih ederim.
- bizim orada göte, göt derler canım.
- bizim oralarda da ahmağa, ahmak derler lakin haberin yok.
- ne demeye çalışıyorsun sen?
- hiç bir şey. öyle kendi kendime konuşuyorum.
- kendi kendine konuşan bir kendilikle ne kadar kendin olabilirsin?
- başkası olmaaaa, kendine ooolll. böyle çok dahaaa güzelsinnn... senin olamayacağından daha çok kendim olabilirim.
- yok şeker kız candy.
- var... saçların da biraz uzamış sanki.
- yapmak istediğ.... ne alakası var şimdi saçlarımın?
- hiiiç. böyle biraz daha pespaye görünüyorsun ondan ötürü söyledim. yoksa alınmanı istemem.
- bir de üstüne berber mi kesildin?
- ben ne istersem o olurum. berber olmak da isteyebilirim, oto galerici de...
- nihayete geldiğinde ne olacaksın peki?
- ne mi olacağım? sanırım tam olarak kahvehanede okey oynayan bir adam olacağım. evet, evet. tam olarak bu kadar basit bir türe dönüşeceğim. peki ya sen?
- kapı kolu...

14 Kasım 2008 Cuma

6th degree mindfuck




first degree, one simple step, just burn your skin with a cigarette
for the second degree, take a knife, slowly slice and let it bleed

and for the third degree, drink your urine, let the sour taste fill your stomach

screaming for the livings

creaming for the dead

together we go thru

this acid trip from hell

fucking with your body

fucking with your mind

total devastation

time to fuck off and die

fourth degree, eat your shit, keep it in, dare not to vomit

for the fifth degree, open up your mind, see those burning pentagrams now shine

and for the sixth degree, get your gun, let's go hunting the scumfucks

this is what i want, this what i need

this is why i go thru all the six degrees

this is what i want, this is what i need

i lost my soul ages ago, hell's my sanctuary

mindfuck!!!

15 Ekim 2008 Çarşamba

deneyim!!!

bugün okula gitmek için otobüs durağında beklerken bir adet hyundai accent durdu ve içindeki bayan levent tarafına gidiyorsan götüreyim dedi. maslak'a gittiğimi söyledim o da gel dedi. atladım kadın balık tutmaktan geliyormuş. saat 04.30'dan beri oradaymış. baktım hakkaten de 1 kilo kadar balık var arabada. kadın solist olduğunu söyledi. iki arkadaşıyla beraber (birisi kemençeci diğeri ise klarnetçiymiş ve ayrıca iyi içmişler) hatun "gelin sizi ayıltayım" deyip balığa götürmüş. dönüşte de ben denk gelmişim. ev almak için ziraat bankasına kredi için başvurmuş onu anlattı. ayda 2bin ytl ödemeyle kredi alacağım diye belirtti. sanırım fena para kazanmıyor. umarım istediği gibi bir ev sahibi olabilir. keşke bizim bu taraflarda otursaydı da arada denk gelip daha çok muhabbet edebilseydim. kendisine buradan teşekkür ediyorum, yağmurlu bir günde beni gideceğim yolun yarısına kadar götürdüğü için.

3 Eylül 2008 Çarşamba

kahvehane şairi

babamın ofisinin yanındaki kahvehanede mülayim tirfil diye bir insan var. bu adamın okuma-yazması yok. bana rica etti internette bir şiirimi yayınlayabilir misin diye. ben de tabi dedim. önce yazdırdı şiiri şimdi de ben upload ediyorum. hadi bakalım internet dünyasına katalım mülayim abiyi. gerçi çok ziyaret edilmez ama bu blog :DD çay için de eline sağlık diyelim.

sensiz dünyayı attım bir yana
gönlümden geçenleri bir anlatabilseydim sana
şu dünyada bir saat kalsam yeterdi bana
seni yaradan cehenneme koysa
benden başka ziyaretçi gelmezdi sana...

dünyayı taşırdım sen olmasan içinde
senin gibi güzel ne hayalimde gördüm ne de düşümde
öyle derin baktın bana, kaldım gözlerinin içinde
bir gün beni sana sorarsalar
dersin o kayboldu benim gözlerimin içinde

mülayim tirfil

6 Mayıs 2008 Salı

kusurlu çember

x- başlıklarını sürekli rastgele seçiyorsun değil mi?
y- yoo...sadece başlıkları rastgele seçiyorum sonra bir yerden illaki bağlanıyor. ya da ben kendimi kandırma konusunda yeterince ihtisas yapmış bir insanım.
x- ne yani klavyede bastığın her tuş tamamen bilinçsizce mi?
y- öyle de diyebilirsin. ya da demeyedebilirsin. ben buna harflerin kendi sınırlarını aşması adını veriyorum. nasıl? çok umut dolu değil mi?
x- hangi sınırdan bahsediyorsun? a ile c nin arasında kalan b nin sınırlarından mı? b'nin sınırı yok farketmedin mi? puntosuna göre boyutludur kendisi. matematik gibi değildir. b'nin limiti yine kendisidir. "b,01" veyahut "b,fga" değildir. portakalın da sınırı yine portakaldır.
y- orada dur işte. portakal dediğin nesneye vişne aşılarsan "portakal,vişne" olur onun sınırı. ya da orada ben durayım. acaba tanrının sınırı mıdır portakalın portakal kalmasına sebep olan sınır. yoksa yerleşik tarım toplumuna geçenler mi genişletmiştir bu sınırı? bu soru ilk defa aklıma geldi biliyor musun? demir de çelikle beraber sınırını genişletmiştir. kromla demiri birleştirmeyi tanrı neden aklına getirmedi ki? getirmiş olsaydı çeliği doğrudan üretmez miydi?
x- "çok fazla soru sormuyor muyuz?" diyecekken bunun dahi soru olduğu aklıma geldi. vazgeçecektim fakat söylemiş bulunduğumdan dolayı geri dönülmesi imkansız olan bir gırtlak yolundan çıkıverdi kelimeler ve ağzımdan döküldü.
y- bu işi daha karmaşık bir hale getirmekte üstüne yok. şu bahsettiğin meşhur sınırlardan dolayı devlet gibi kendi konuşmalarına dahi hudut çizer olmuşsun. devlet misin sen birey mi? önce bunu bir sorgulasana!!!
x- devletim kendimi koruduğum için, bireyim devletimi kurduğum için eğer sorunun cevabı buysa.
y- bak!!! yavaş yavaş kaldırabiliyormuşsun sınırını. ikisi birden olmayı başarabildin. peki ya hiç birisi olmayı başarabilir misin?
x- neyim ben sence? sermet erkin falan mı?
y- neysen nesin o beni ilgilendirmez. neysen nesin, o seni ilgilendirir. benim işim sadece mümkün olabilecek durum ve sonuçları göstermek. istersen bir nevi hesap makinesi gözüyle de bakabilirsin bana.
x- hesap makinesinin sınırlarla ne ilgisi var gerizekalı???
y- aslına bakarsan yok. ama işin komik tarafı, ki buna nedense gülerim, rakamlarla hesap yapılması gereken bir alet ile tersten "leblebi" veya "hello"yazabiliyorsun. bu da bu makinenin sınırlarını genişletmiş oluyor. ilkokul düzeyinde bir hareket olsa bile yine de ilginç değil mi? başını alıp gitmeseydi o hesap makinesiyle bu "küçük komiği" bulan kişi, ben şu an eğleniyor olabilir miydim?
x- burada ilginç olan tek durum senin bu kadar gereksiz konuları hatırlıyor ve dahası buna güldüğünü itiraf etmen.
y- ne yani bu konuyu da senin her olay için yaptığın gibi ciddiye mi alayım? istersen toplu tüfekli bir muharebe yapalım tam olsun.?!?
x- olur vallahi. hatta nükleer veya biyolojik başlıklar takalım bombalarımıza.
y- başlıklarını sürekli rastgele seçiyorsun değil mi?